İNSAN MİMARİSİ

Anasayfa / BİLGİN'DEN / İNSAN MİMARİSİ

İnsan Mimarisi!

İnsan, baştan ayağa bir mimari harikadır, dahası eşsiz bir mimari örnektir. Ben buna insan mimarisi diyorum, İnsan, madde planında göz gibi görebilen, dil gibi tadabilen, kulak gibi duyabilen, burun gibi soluyabilen ve diğer tüm açılardan da yaratılmışların içerisinde en mükemmeli olarak konumlandırılmış bir varlıktır.

 

Madde ve mana arasında, arada bir yerde bir mefhumu mutlak daha vardır. Dilin sana verdiği tadını aldığın tat, dokunduğundaki duyduğun his, kulaklarına havadan ulaşan titreşimlerin, çıkan ve yerini bulan arasında aynı şekilde bir çözümleme ile sende karşılık bulması, her gözün gördüğünü farklı açılardan görmesi ve gördüğüne, duyduğuna, hissettiğine farklı anlamlar yükleyebilen akıl… Tüm unsurları burada zikretmek fazla sözün gereksiz yükü olacaktır kanaatimce. Ancak bu zikredilenler bile insan olana fazlası ile yetebilecektir.

 

Peki sen dokunuyorsun, sen görüyorsun, sen hissediyorsun, sen aklediyorsun da bu sen dediğin SEN KİMSİN?

 

Bir de mana alemi var ki, orada da ruh ve nefs adı verilen iki farklı yaratılmış çıkıyor karşımıza. Ruh; bedene can sağlayan ve kişiyi daha da derin bir mana aleminde iyiye, güzele, doğruya sevkeden muazzam bir varlık. Bu arada bir şeyin varlık olabilmesi için ona dokunmak veya onu görmek gerekmemekte aksine varlığına inandığın herşey inanan için bir varlık hükmü taşımakta.

 

Evet ruh mana planında bedene can sağlayandır. Ruh bedenden ayrıldığında ölüm gerçekleşir. Ruh gezintiye çıktığında ise uyku dediğimiz hadise gerçekleşir ki uyku bu açıdan yarı ölüm anlamı dahi taşır. Daha da derinlerde ki mana aleminde ruh insanı iyiye, güzele, doğruya sevkettiği gibi bir de insanı kötüye, şerre, yanlışa sevkeden nefs adında bir yaratılmış vardır.

 

Bu nefs dediğimiz kötü duyguların barınağı olan şey şeytan ile omuz omuza çalışır, şeytan bir yandan insana kötülüğü fısıldarken nefs te insanı o kötü şeye doğru harekete geçirir. Ancak nefs insanın kendi içinde oluşan bir varlık olduğu için insan içinde olup bitene müdahale edebilir ve nefsini kontrol etmeyi, onu ehlileştirmeyi sağlayabilir. Şeytan ise insanın yapısının dışındadır, dışarıdan müdahale eder. Onu mümkün olduğu kadar uzak tutmanın formülleri vardır ancak ehlileştirmenin, adam etmenin bir formülü yoktur. O kendi bildiğini, inandığını kıyamete kadar yapacaktır.

 

Bir de ayeti kerime de de zikredilir; “Her nefs ölümü tadacaktır” diye. Neden nefs kelimesi geçmiştir. Ruh ölümü kabullenen ve ölmeyecek olandır. Nefs ise ölümü kabullenmeyen ve ölecek olandır. Bu nedenle hitap onadır.

 

Neler öğrendik;

 

İnsanın alemi dört temel üzerinedir; Madde, Madde-Mana, Mana ve Daha Derin Mana…

 

Madde; dokunmak, solumak vb. ve insan şekli…

Madde-mana; dokunduğun şeyi hissetmek, akletmek vb.

Mana; Bedene can veren ruh

Daha derin mana; İnsanı iyiliğe sevkeden ruh ve kötülüğe sevkeden nefs. Nefs ehlileştirilebilir, şeytan ehlileştirilemez, uzaklaştırılabilir.

 

Sonuç;

 

İnsan yaratılışı itibarı ile en mükemmel şekilde vücuda getirilmiştir. Her türlü açıdan her türlü şeyi değerlendirebileceği muazzam bir mekanizmayı içerisinde barındırmaktadır. Kimsenin yönlendirmesine fırsat vermeksizin yanlış ile doğruyu ayırt edebilecek, yanlışa dur diyebilecek potansiyel bir gücü ve onu da itekleyecek inanç gibi müthiş bir motivasyon unsurunu hayata geçirebilecek bir yapıyı da yine içerisinde bulundurmaktadır.

 

“İnsan doğru ile yanlışı daha derinlerde ayırarak, mana planında inanç temelini sağlam oturtabildiği, bu temele bağlı olarak madde-mana arasında hayal dünyasında inandığı o şeyi canlandırarak heyecan duyabildiği ve tüm bu içten içe yaşadıklarını da madde planında stratejik çözümlere dönüştürebildiği ölçüde başarıyı yakalayabilecektir.”

 

Önemli olan bu döngünün nasıl bir hareket tarzı olduğunu anlamaktır. İnanmadığın bir şeyin hayali olmaz, hayalini kurmadığın bir şeyin planlaması da olmaz. İnanmadığın bir şeyi başaramazsın. Başarmak için öncelikle inanman gerekir.

 

“Hayatımın ilk 20 senesi kendime inanmamakla geçti, müthiş bir deneyimdi. Kendine inanmanın ne kadar büyük bir güç olduğunu anlatan muazzam bir edinim ve hayatımın geri kalanı içinde mükemmel bir kazanım. İlk yirmi senemi ikinci yirmi seneme vesile kılan Rabbime sonsuz şükürler olsun…”

Diğer Yazılar

Yorum Bırak

Hızlı İletişim

En kısa sürede cevap verilecektir.