KAT KARŞILIĞI PROJEYE YATIRIMCI ARANIYOR

Anasayfa / Gelişim Zirvesi / TUHAF DÜŞÜNCELERE KAPILIN!

TUHAF DÜŞÜNCELERE KAPILIN!

 

Standartlarda boğulmayın, aklınıza gelebileceklere takılmayın, asıl aklınıza gelemeyenlerin hesabını yapın, çünkü asıl fark orada…

 

Varolan sistem sizi standart bir düşünce şekline büründürüyor. Standart eğitimler, standart kalıplar, herşey standart… Yetkinliklerinizi saymaya kalksanız bir sürü sertifikadan bahsetmeye başlayacaksınız, ayrıca yabancı dil, internet vs.vs. hobilerinizi sorsam resim yapmak, müzik dinlemek, dans etmek, gezmek filan diyeceksiniz. Peki hayatınızın her alanında sizin için çizilmiş standartlar yerine neden insan olmanın özgürlüğünü yakalamaya ve onu yaşamaya çalışmıyorsunuz?

 

Evet aslında tam da saçmalamaya başladığımı sandığın ve tuhaf göründüğüm bu yer senin başlangıç noktan olabilir, neden kafanda değiştirilemez bir sıradanlığı yaşıyorsun?

 

Düşünsenize Fatih Sultan Mehmet’in sıradan bir çizgide olduğunu, İstanbul’un fethi nasıl gerçekleşebilirdi o zaman, ya da Mimar Sinan şu an dahi anlaşılamayan eserlerini nasıl vücuda getirebilirdi sıradan olsaydı? Tabi ki Fatih Sultan Mehmet veya Mimar Sinan olmalı herkes demiyorum, ancak sıradanlıktan ve kalıplardan kurtulabilmekte başka bi şeyler var ve bu yapılamayacak olanı yapabilmeni, görülemeyecek olanı görebilmeni, düşünülemeyecek olanı düşünebilmeni sağlıyor. Aslında insan olmanın belki de tüm özgürlüğünü sana sunuyor. Peki soru şu; neden insan olmanın tüm özgürlüğünü yaşamak dururken belirli kalıplara kendini hapseder insan?

 

“Sizlere sunulan kalıpların dışında asıl insanı da kainatı da yaradan Allah’ın çizdiği sınırlarda sonsuz bir vecdi yaşar ve bu sonsuzluk içerisinde akli ve kalbi olarak sonsuzluğun tüm bedenini sarmasına müsaade edersen, akli ve vicdani dengeleri altüst edip aslında insanın nasıl özgür olabileceğini ve rahata erebileceğini de keşfetmiş olursun. O zaman insani bir perspektif ile sonsuz bir uluhiyyet içerisinde farklı düşünebilir, farklı görebilirsin… O zaman tertemiz gülümser, sınırlı bir sabrı sonsuz bir şükre çevirebilirsin. “

 

Bu masal mı seni kahraman yaptı yoksa masalın kahramanı gerçekten sen misin?

 

Hayatın her anından inanılmaz keyifler almak mümkün. Hayır hayır polyannacılık değil benimkisi, tamamen seninle ilgili, bu masal sensin.. Bırak ta hadi anlatsana kendine kendi masalını, sonra da çocuklarına, sonra tanıdığın ve tanımadığın herkese, varsın inanmasınlar, varsın masal desinler ve uykuları gelsin, sen bunu bütünüyle yaşıyor olmayacak mısın? Kimi, yatlar, köşkler, jetler arasında iki elinin parmaklarını bir araya getirip çizebileceğin bir daireye ancak sıkışıp kalabiliyorken, kimisinin zeytin-peynirle inanılmaz bir mutluluğunun keyfini sürdüğünü temaşa edebilmek bu kadar mı masal geliyor bize..

 

Mutlu eden, özgür kılan, başarı olarak gördüğün en yüksekler değil, bunu herkes gibi oraya çıktığında mı anlayacaksın ki çıkabilirsen.. Gel yapma böyle, hırsının doğrultusuna gitme, özgürlüğünü kullan, o zaman rahat düşünür ve doğru kararları alabilirsin, sana senin kafanda çizdirilen kalıplara takılıp kalma, yapılamayanı yap, düşünülemeyeni düşün, cesaret edilemeyene cesaret et… Adımını at, hadi zorla biraz, hadi aklını zorla, hadi hislerini zorla, bu adam beni neye zorluyor diye oralarda durmakta duranı bi zorla ve harekete geçir… O kadar yakınsın ki halbuki…

 

Bilinen ve görünen basmakalıp birçok bilgi var sistemin bize öğrettikleri, bir sıkıntıyla boğuşurken hep dersin ki şundan-bundan da hiç demezsin ki benden… Aslında aslına bakarsan senden de değil, farkında olmadan olduğun bu sen sen değilsin aslında… Yoksa senin bulamadığın hiçbir çözümsüzlük olabilir miydi her şey sen de başlayıp sen de bitiyorken, olmazdı…

 

Daha da basitleştirelim hikayeyi; danışmanlığını yaptığım, fikirlerimle destek olduğum firmaların algılarını değiştirme sürem altı aysa işleri çözüme kavuşturma sürem bir gün ve bunu geliştirme ve uygulamaya sokma sürem ise bir ayı bulmuyor. Demek ki algısı değişmiş, farklı yönlerden bakabilen, sistemin dışına çıkmış bireyler sorunların çözümü noktasında aslında bir günde tüm sorunlarını aşabilecek fikirleri geliştirebilmekte ve sonrada rahatlıkla uygulamaya koyabilmektedirler…

 

Mesele farklı bakabilme, farklı görebilme, farklı düşünebilme meselesidir. Mesele özgürleştirilmiş, kalıplarından kurtulmuş bir beynin kendi masalının kahramanı olmasına zemin hazırlamasıdır sahibi için.

 

“Afyon’da Proje Döngüsü Yönetimi PCM eğitimi vermiştim öğrencilere. 4 saatlik eğitim 5,5 saati bulmuş farkında olmadan. Bu eğitimi verirken harcadığım 5,5 saatin inanın 3,5 saatini belki de proje hazırlamanın, yazmanın aslında o kadar büyük bir şey olmadığını anlatmaya çalıştım öğrencilere ve bunu keyifli bir dille anlattım. Önce bunun çok zor bir şey olmadığı üzerine bir algı yönetimi yapmam gerekiyordu. Yaptım. Eminim o eğitimden sonra kendilerinde buldukları o cesaret ve farklı bakış açısı ile birçoğu proje yazmaya çalışmış ve bu çalışmaların sonucunda da yine eminim birçoğu proje yazma konusunda deneyimli birer insan olacaklardır.”

 

Mesele sen olabilme meselesidir. Bugünü kurtarmaya çalıştıkça yarını kurtaramayacaksın, her zaman kurtardığın veya kurtaramadığın bugün olacak. Yarını kurtarmak istiyorsan bugünü de kurtarabilirsin, hatta geçmişte üzerine yük kalmış olan birçok şeyi de yük olmaktan çıkartabilirsin. Sen olabildiğin ölçüde bugünden kurtarabilirsin kendini.. İnanırsan yarını yarınları kurtarabilirsin. İnanmazsan bugünde boğulursun. Hiçbirşey hiçbirşeyi zorlaştırmıyor, asıl zorlaştıran sensin farkında değil misin hala? Ama zarar ediyorum, ama borçlarımı ödeyemiyorum, ama maaşlarımı ödeyemiyorum, ama .. ama… ama…. Bu amaların sonu gelmeyecek, farklı bakamaz, içindeki farklı olan asıl seni bulamazsan bu amaların sonu gelmeyecek, sorun ne finansta ne müşterilerde, ne hammadde aldıklarında, ne toptancı da, ne seni işe almayan o insanlarda, ne seni istediğin üniversiteye almayanlarda, ne onda, ne bunda… Asıl sorun sende ve asıl sorun sensin, sorun kalıpların istediği gibi düşünen ve bir kalıba hapsolan sende. Asıl seni bulmak için derinden bir yolculuğa çıkmaya hala hazır değil misin, farklı olan o yolu görmeye hazır değil misin hala, sistemin dışına çıkmak, o atılması aslında gerekli adımları atmak senin için bu kadar mı zor? Bu kadar mı kalıpların sana sunduğu sen korkak, bu kadar mı aciz, bu kadar mı sefil? Ben sana diyorum ki sonsuz bir özgürlüğün içinde, düşüncelerini de, asıl seni de serbest bırak, bırak özgür olsunlar..

 

Kimse firmasının aslında çoktan battığını kabul etmek istemez, kimse verdiği onca onlarca kararın yanlış olduğunu kabul etmek istemez…Ben bu kalıplardan da bahsetmiyorum ki.. Ben diyorum ki doğru düşünür hızlı hareket edebilirsen, bir çırpıda bütün sıkıntılarından kurtulabilirsin. Nasıl mı, farklı olan ve seni asıl kurtuluşa götürecek o çözüm yollarını görmeye başlarsan. Örneğin; Kalıplar size der ki üreticiden düşük fiyata al hatta fiyatı öldürebildiğin kadar öldür, hammaddeciden de aynı şekilde, sonra satabildiğin kadar yüksek fiyata sat. İnsan bundan başkasını kendisine sunulan kalıpların dışında nasıl tahayyül edebilir veya düşünebilir değil mi, aslında değil, bakın şimdi düşünce ikliminizi nasıl çatırdatacağım. Altüst olacak ve karmakarışık olarak çözülebilmeniz için bir gemici arayışına çıkacaksınız belki.

 

İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye bir yüzümüzü dönelim mi, dönelim tabi, o ki İslamı bir disiplinle birlikte talebeleri ile bizlere sundu. Mevlam binlerce kere ondan ve talebelerinden razı olsun, amin. İmam-ı Azam Hz. terzilikle meşgul olurmuş. Vaktin birinde bir nene gelmiş elinde kumaşı ile ve kumaşı İmam-ı Azam’a satmak istemiş. Tabi kalıplara sığdırılmış bugünkü ben nasıl düşünür; İmam-ı Azam malın olabildiği kadar fiyatını kırarak neneden alacak ve müşteriye olabilecek en yüksek fiyattan satacak ki maksimum karlılığı elde etsin. Normal olan da bu. Hikayeye devam edelim. Nenemize İmam-ı Azam bu kumaşa kaç dirhem istersin diye sorar, nene de iki dirhem isterim diye cevap verir. Şimdi dikkat kesililelim. Tüm sistemi bitiriyorum. İmam-ı Azam da der ki neneye; nenecim bu kumaşın ederi üç dirhemdir. Al şu üç dirhemi hadi uğurlar olsun.. Hadi şimdi hepimize uğurlar olsun. Kalıp der ki; İmam yanlış yaptı, karlılığı minimize etti, rekabette yenik düşer, böyle bir algoritmayı varolan iktisadi çerçevede örnek olarak kabul etmek bile uygun değil. Ben de olanca gücümle kalıpların karşısında duruyor ve diyorum ki İmam aslında yanlış yapmadı, Tam da doğruyu yaptı. Doğrudur bu ticaretinden İmam az kazanacaktı, rekabette zorlanacaktı, ancak 2 dirhemlik kumaşı 1 dirheme alsaydı ve 6 dirheme satsaydı 5 dirhem kazanacaktı ancak o kadar çok şey kaybedecekti ki belki, biz kaybettiklerimizi neden kaybettiğimizin farkında mıyız? 3 dirheme alıp 6 dirheme satılamaz mıydı bu mal, satılabilirdi, yine adı ticaret olmaz mıydı, olurdu, İmamın bu hareketiyle; yaptığı iş baki kaldı, batmadı, kimseyi aldatmadı, dürüst oldu, kendisine saygısını kaybetmedi, dua aldı. Aslında ayrıca bir huzur ticareti yaptı ve huzur satın aldı promosyon olarak ürünün yanında, Rabbisine karşı mahcup olmadı, işi bereketlendiği için düşünmeye, ilme vakit ayırdı. Varın sizde yapmayın, varın anlayışınızı dürüstlük üzerine kurun, farklı bir açıdan ticarete yaklaşın, asıl senin olduğun açıdan her olmakta olana bakmasını ve böyle görmesini bil, batmakta olan işiniz değil, siz aslında anlayış olarak batmışsınız ve firmanızda arkanızdan gelmiş, böyle görün böyle kabul edin ve kendinizi değiştirerek kalıplara bağlı yaşamaktan kurtulun. Firmanızı düzeltmeye buradan başlayın, kendinizi değiştirmeye buradan başlayın.

 

Kalıplar sizi boğar, nefes bile alamazsınız çoğu zaman. Çünkü bu kalıplarda neredeyse Allah’ın emri olan namazı dahi kılmaz veya kazaya bırakırsınız, ilimle meşgul olamazsınız, Allaha yönelemezsiniz ve sürekli koşturursunuz, gece 02.00 da olsa saatler işinizi düşünür, onunla yatar onunla kalkarsınız. Kendini biraz özgür bırakabilsen aslında daha neler neler yapabileceksin ancak farkında değilsin. İşte o neneye dürüst olabilseydin işin bereketlenecekti farkında değil misin, düşünmeye, geliştirmeye vakit ayırabilecektin. Çünkü tacir olan İmam-ı Azam bunun yanında dünyaya gelmiş geçmiş en büyük alimler arasına da hatta en başlarına adını yazdırmasını bildi. Biz neyi becerebildik bu kalıpların içerisinde.

 

Lütfen alıcılarınızın ayarlarıyla da algınızın ayarlarıyla da artık biraz oynayın, bahsettiğim yer çok uzakta değil, hemen perdenin arkasında, orada duruyor, yalnızca oraya doğru hareket et, biraz zorla kendini, kendin için zorla, ailen için zorla, personelin için zorla, müşterilerin için zorla, dokunduğun ve dokunamadığın tüm insanlar için zorla. Evine bir kuru ekmek götür ancak sonsuz bir kaynaktan aldığın özgürlüğünü ne olursa olsun kiraya verme.

Diğer Yazılar
Hızlı İletişim

En kısa sürede cevap verilecektir.