BİR BİL Kİ BİLDİĞİN ARDINDAN GELSİN!

Anasayfa / Gelişim Zirvesi / BİR BİL Kİ BİLDİĞİN ARDINDAN GELSİN!

Bir bil ki bildiğin ardından gelsin…

Her bildiğini bir bil ve bir bir her bildiğini aktar sonrasında…ve sonrasında bildiğin her birin herbirini senden bilme… Asıl bilmemeyi kendine birle.. Bilmediğini bilirsen işte o vakit her bir de bir detayı rahatlıkla yakalarsın ve yakaladığın o biri yakaladığın o an hiç bırakma, sımsıkı sarıl. Seni kurtuluşa götürecek bir tek bilgi o sımsıkı sarıldığın birde…

 

Şimdi diyeceksiniz ki buraya kadar hadi idare ettik te tam da burada yazar iyice çizgiden çıktı. Eğer ki çizgiden çıktıysak ki çıkmadık bu da bişey, çünkü hiç çizgisi olmayan ile olan bir olur mu, biz çıktıysak bir çizgimiz var demektir. Olumsuzluğa hiçbir düzlemsel şekil ile kesişen bir doğruyu isnat etmemek gerek.

 

Demem o ki, özel de bildiğin, araştırdığın, analiz ettiğin, özümsediğin bilgi ve birikimler kesin olan doğruya en yakın olan bilgilerdir. Bunu dağılmazsan bir bir çalışırsan başarabilirsin. Bir bir her bir olayı okursan başarabilirsin. Bütünü görebildiğin en genel noktada her biri ayrı ayrı ele alırsan başarabilirsin.

 

Herşeyi en iyi sen bilemezsin, herşeyi en doğru sen düşünemezsin, bilmediğinden hareket et, en ince detayına göre tüm bilgileri topla ve hareket et. Bilmediğini kabul etmezsen gerekli araştırma ve analizleri yapmazsın, bir bir ele almazsan gerekli incelemeyi yapmazsın, gerekli inceleme, araştırma ve analizleri yapmazsan hata yapma olasılığın artar. Bir çizgin olur ancak bir yolun olmaz seni başarıya götüren.

 

Bilmemek erdem değildir, bilmediğini itiraf etmek te erdem değildir tek başına, bilmediğinin üzerine inşa etmek erdemdir. Bilmediğini bilmediklerinle süslemek erdemdir. Hareket etmek erdemdir. Peki bunca bilinmezlik arasında bilmediklerimiz üzerine inşa edeceğimiz araştırma ve analiz süreçlerinin sonucunda asıl bilmemiz gereken nedir? Bilmediğimizi bilmek ise onu zaten bildik, peki başka ne var burada bilinmeyen… İnsan bilir bilmediklerini de yine de bildim demez, bilinenin üzerine daha da üzerine onlarca yüzlerce bilinmeyen ve geliştirilmeyi bekleyen şey de vardır ki bunca bilinmeyen, bulunmayan ve görülmeyen arasında insan nasıl olurda bildim der…Peki bu yeterli midir, bunu da bilmek tek başına yeterli olabilecek midir, hala bilmediğimiz bilmediklerimizden bilebileceklerimiz geliştirebileceğimiz ne vardır?

 

İnsan bilmez, bilmezde yine de der ki olur olması gereken, bu başarı ise ben yaptım der, başarısızlık ise o yaptı der. Hiçbir şeyi bilmeyen insan bunu öyle bilir ki sen ne dersen de vazgeçiremezsin. Patron sanır ki çalışanlarıma ben ekmek veriyorum, baba der ki çocuklarıma ben bakıyorum, elinde bir cüz-i iradesi, karar verme kabiliyeti olan insan parmağını bile müsaadesiz kaldıramıyorken bu çok iddialı değil midir, ben bakıyorum, ben yapıyorum, ben doyuruyorum lafları. Bakan da baktıran da, gören de gördüren de Alemlerin Rabbi iken neden Allahlık taslar insan haşa… Kul yerini bilse ve geri kalan herşeyi bilmese aslında bir bir herşeyi bundan sonra bunun üzerine inşa edebilir. İşte o zaman bu inşaat çökmez, işte o zaman bu insan mimarisi olur…

Diğer Yazılar

Yorum Bırak

Hızlı İletişim

En kısa sürede cevap verilecektir.